Sevan Çamlıca'nın yazılarını  okumak için tıklayınız
28 Ocak  2012 Cumartesi
GENÇ MAGAZİNCİLERE TAVSİYELER
Aslında bu  tavsiye  veya  öğüt  verme  gibi konular  canımı  fena  halde sıkar. İnsan kendini, ununu elemiş, duvara  asmış  gibi  hissediyor. Her ne  kadar  kemale  ermiş bir durumda  değilsek  bile… Uzun zamandır böyle bir tavsiyeler   manzumesini  kaleme  almak niyetindeydim.. Şimdi  sırası  galiba. Bu  tavsiyeleri  yapması  gereken  ağabeylerimizin  . Yani  bunların büyük çoğunluğunun genç magazinci  arkadaşlara  tavsiyelerde  bulunmak  gibi ne  bir sorumluluğu var, ne de böyle bir misyonu yüklenmek  umurlarında. Okullu  veya  alaylı onlarca genç adamın  eline  fotoğraf  makinesi  veya mikrofon....
tutuşturan  magazin müdürleri veya  şefleri, bu  çocukları kurtlar sofrasına  atarken, günün birinde yanında  çalıştırdığı  adamı  karşısına alıp hiçbir tavsiyede  bulunmaz. Sadece, "Yırt, parçala, haberi  getir" der. Haberi getirmek tamamda, bunun yolunu yordamını göstermezler. İki  kelimeyi  bir araya getiremeyen genç adam ise, ünlü  veya  ünsüz  sanatçı  milletinin karşısına  çıktığı  zaman haliyle  madara Devamı


saldırıyorlar… Yani  bunların büyük çoğunluğunun genç magazinci  arkadaşlara  tavsiyelerde  bulunmak  gibi ne  bir sorumluluğu var, ne de böyle bir misyonu yüklenmek  umurlarında.

Okullu  veya  alaylı onlarca genç adamın  eline  fotoğraf  makinesi  veya mikrofon tutuşturan  magazin müdürleri veya  şefleri, bu  çocukları kurtlar sofrasına  atarken, günün birinde yanında  çalıştırdığı  adamı  karşısına alıp hiçbir tavsiyede  bulunmaz. Sadece, "Yırt, parçala, haberi  getir" der. Haberi getirmek tamamda, bunun yolunu yordamını göstermezler. İki  kelimeyi  bir araya getiremeyen genç adam ise, ünlü  veya  ünsüz  sanatçı  milletinin karşısına  çıktığı  zaman haliyle  madara olur.

Sonuç olarak  Magazin kelimesi ve  bu  işi meslek haline  gelmiş  onca  insan kirlenir kamuoyu  önünde.. Magazin denildiğinde bazılarının  tüyleri  diken  diken  olur..  Fakat işin ilginç tarafı bu  genç çocuklar, sabahlara
80'li yıllarda dergilerin kapakları bir başkaydı... Bugün üste para verseniz bile yanyana gelmeyecek iki ünlüyü bir araya getirerek kapak yapabilme şansınız vardı. Kuşkusuz sanatçılara böyle bir öneri ile gittiğiniz  zaman kaşe çok önemliydi. Hürriyet ve Milliyet grubundan yapılan böyle bir teklif her zaman  kabul görürdü. Sizlerle  zaman zaman işte o dergilerden bazı kapakları paylaşacağız. ikinci  kapak o yıllarda kasetleri 1 milyon  adet satan  Emrah'ın kendisi için özel olarak diktirilen Michael Jackson kıyafetiyle verdiği  gerçek boyuttaki posteri. Posterin çıktığı derginin tirajı 150 bin idi. Fotoğraf Erol Atar.

Sıla üçüncü solo albümüKonuşmadığımız Şeyler Var’ ilemüzik dünyasına hareket getirdi. TT NetMüzik’in dijital satış listesinde yeni şarkıları ilk 10’un 10’unda birden yer alan Sıla, fiziki satış listesi yapan D&R’da da zirveye yerleşti. Yine tüm şarkılarda imzası bulunan yakın dostu Efe Bahadır’la Sezen-Onno, Melih Kibar-ÇiğdemTalu benzeri bir müzikal birliktelik sinyali veriyor. Sözler ve müzikteki gelişimi ortaya çıkan bu son albümünün hazırlık aşamasını,
En Sonunda Bu da Oldu
Devamı
Copyright © Sevh Halkla İliskiler 2009
Bu internet sitesi  basın ahlakı, hukuk kuralları, insan hak ve özgürlüklerine sonuna kadar uyacaktır.  Bu siteden yönlendirilen linklerden sevancamlica.com sorumlu değildir. sevancamlica.com'da  sadece EDITÖR tarafından kaleme alınan yazılar kaynak gösterilerek ve aslına sadık kalınarak kullanılabilir. Sitemizde yazan yazarların, yazıları ile sorumlulukları kendilerine aittir. sevancamlica.com bu yazılardan ötürü sorumlu tutulamaz.  Bu siteyi 1024 x 768 çözünürlükte izlemeniz tavsiye  edilir.
Bu belgeyi 20 Kasım 2009’da, bu köşede yayınlamıştım. Tartışma götürmeyecek kadar açık, net bir belge. Dersim olaylarının baş görevlilerinden birisi olan Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil’in ağzından, yani birinci elden aktarılıyor.

Eğer Dersim meselesini, bugünkü siyasi mücadelenin bir parçası olarak değil de gerçekten aydınlanmasını istediğimiz bir dönem olarak anlamak istiyorsak, bu belgeyi tekrar okumakta yarar var.

O zaman göreceğiz ki Seyit Rıza ve arkadaşlarını astıran Mustafa Kemal değil. Tam tersine, onun affedici, merhametli yanını bildikleri için, her türlü yasayı çiğneyerek acele eden ve Kemal’den çok Kemalci olan işgüzarlar.

Hep söylediğim gibi Kemal başka Kemalist başka. Bu nüansı kavramadan tarihimizi doğru bir biçimde anlayamayız.

Son bir not da şu: Atatürk affeder, hayatlarını bağışlar korkusuyla Seyit Rıza ve arkadaşlarını alelacele, otomobil farlarında idam eden bu “Kemalist“ler kimlerdi acaba? “Atatürk’ü sevmek ibadettir“  Devamı..

Ezberi bırak Mahsun
Devamı...
Kimsenin çekmediği acıları
Devamı
ATV  YAYIN AKIŞI
KANALD  YAYIN AKIŞI
STAR YAYIN AKIŞI
SHOW TV YAYIN AKIŞI
FOX TV YAYIN AKIŞI
TRT YAYIN AKIŞI
CNN TÜRK YAYIN AKIŞI
FLASH TV YAYIN AKIŞI
HABERTÜRK TV YAYIN AKIŞI
KANAL 1  YAYIN AKIŞI
KANAL 7 YAYIN AKIŞI
KANAL A YAYIN AKIŞI
NTV YAYIN AKIŞI
SKY TÜRK YAYIN AKIŞI
TGRT HABER AKIŞI
TV 8 YAYIN AKIŞI
KANAL TÜRK YAYIN AKIŞI
ATV  YAYIN AKIŞI
KANALD  YAYIN AKIŞI
STAR YAYIN AKIŞI
SHOW TV YAYIN AKIŞI
FOX TV YAYIN AKIŞI
TRT YAYIN AKIŞI
CNN TÜRK YAYIN AKIŞI
FLASH TV YAYIN AKIŞI
HABERTÜRK TV YAYIN AKIŞI
KANAL 1  YAYIN AKIŞI
KANAL 7 YAYIN AKIŞI
KANAL A YAYIN AKIŞI
NTV YAYIN AKIŞI
SKY TÜRK YAYIN AKIŞI
TGRT HABER AKIŞI
TV 8 YAYIN AKIŞI
KANAL TÜRK YAYIN AKIŞI
ATV  YAYIN AKIŞI
KANALD  YAYIN AKIŞI
STAR YAYIN AKIŞI
SHOW TV YAYIN AKIŞI
FOX TV YAYIN AKIŞI
TRT YAYIN AKIŞI
CNN TÜRK YAYIN AKIŞI
FLASH TV YAYIN AKIŞI
HABERTÜRK TV YAYIN AKIŞI
KANAL 1  YAYIN AKIŞI
KANAL 7 YAYIN AKIŞI
KANAL A YAYIN AKIŞI
NTV YAYIN AKIŞI
SKY TÜRK YAYIN AKIŞI
TGRT HABER AKIŞI
TV 8 YAYIN AKIŞI
KANAL TÜRK YAYIN AKIŞI
ATV  YAYIN AKIŞI
KANALD  YAYIN AKIŞI
STAR YAYIN AKIŞI
SHOW TV YAYIN AKIŞI
FOX TV YAYIN AKIŞI
TRT YAYIN AKIŞI
CNN TÜRK YAYIN AKIŞI
FLASH TV YAYIN AKIŞI
HABERTÜRK TV YAYIN AKIŞI
KANAL 1  YAYIN AKIŞI
KANAL 7 YAYIN AKIŞI
KANAL A YAYIN AKIŞI
NTV YAYIN AKIŞI
SKY TÜRK YAYIN AKIŞI
TGRT HABER AKIŞI
TV 8 YAYIN AKIŞI
KANAL TÜRK YAYIN AKIŞI
ATV  YAYIN AKIŞI
KANALD  YAYIN AKIŞI
STAR YAYIN AKIŞI
SHOW TV YAYIN AKIŞI
FOX TV YAYIN AKIŞI
TRT YAYIN AKIŞI
CNN TÜRK YAYIN AKIŞI
FLASH TV YAYIN AKIŞI
HABERTÜRK TV YAYIN AKIŞI
KANAL 1  YAYIN AKIŞI
KANAL 7 YAYIN AKIŞI
KANAL A YAYIN AKIŞI
NTV YAYIN AKIŞI
SKY TÜRK YAYIN AKIŞI
TGRT HABER AKIŞI
TV 8 YAYIN AKIŞI
KANAL TÜRK YAYIN AKIŞI
ATV  YAYIN AKIŞI
KANALD  YAYIN AKIŞI
STAR YAYIN AKIŞI
SHOW TV YAYIN AKIŞI
FOX TV YAYIN AKIŞI
TRT YAYIN AKIŞI
CNN TÜRK YAYIN AKIŞI
FLASH TV YAYIN AKIŞI
HABERTÜRK TV YAYIN AKIŞI
KANAL 1  YAYIN AKIŞI
KANAL 7 YAYIN AKIŞI
KANAL A YAYIN AKIŞI
NTV YAYIN AKIŞI
SKY TÜRK YAYIN AKIŞI
TGRT HABER AKIŞI
TV 8 YAYIN AKIŞI
KANAL TÜRK YAYIN AKIŞI

2012'de  EN ÇOK İZLENEN  DİZİLER
ONLAR ASLINDA KAÇ YAŞINDALAR
ŞİMDİ NE HALDELER
Hürriyet-Milliyet-Vatan gazetelerinden temin edilmiştir
ONLAR BİR ZAMANLAR SEKS SEMBOLÜYDÜ: Onlar sinemanın çeşitli dönemlerine seks bombası olarak damga vurmuşlardı. Yıllar geçip giderken elbette onlar da etkilendi.. İşte bir zamanların seks sembolleri ve şimdiki halleri. Bu yaşlı kadının bir zamanlar iri göğüsleri, kıvrımlı vücudu ve elbette güzel yüzüyle milyonları etkilediğine inanabiliyor musunuz.  Devamı
CENNET BULUNDU
Kariyerinde hızlı adımlarla yükselişe geçen Irina Shayk, bir büyük sevinç daha yaşadı.  Sports Illustrated'ın yılda bir kez yayınlanan mayo özel sayısının kapağında Shayk'ın pozu yer aldı. Irina Shayk, derginin yayınlanmasından sonra David Letterman'ın Devamı..




dokunması, o resmi görmek insanın hoşuna gitmiyor. Çok zor bir meslek bu."

Korel, eşinin öpüşme sahnelerinin içini acıttığını söyleyip "Biz çok medeniyiz desek de sonuçta kadın ve erkeğiz. Halit'i o sahnelerde görünce irite oluyorum" itirafında bulundu. Korel'in bu açıklamasına rağmen Ergenç, 'Muhteşem Yüzyıl'daki

ZÜLFÜ LİVANELİ
Firdevs Ersoy'un yazılarını okumak için tıklayınız
Hukuka aykırı kanun olur mu?
Devamı
Firdevs Ersoy'un yazılarını okumak için tıklayınız
Eyfel'in papucunu dama 
Devamı
Çakma Magazin portalları
Devamı

34 Taksi  06   Devamı
G.Afrika'lı süpermodel Victoria's Secret çekimleri için kayalıklarda poz verirken bikinisini de set ekibinin önünde değiştirmekten çekinmedi....
G.Afrika'lı süpermodel Victoria's Secret için seksi pozlar verdi.... Firmanın yaz sezonu katalog çekimleri için bikinili pozlar veren güzel mankenin buarada çekimlerin gerçekleştirdiği sette mayolarını değiştirmesi şaşkınlık yarattı...



Sürmanşette iki kadın
Devamı
Haberin devamı için tıklayınız
BEŞİKTAŞ'IN YENGESİ
Beşiktaşlı eski futbolcu Matteo Ferrari'nin eski sevgilisi, model Aida Yespica Miami tatilinde görüntülendi. 2002 yılında ’Miss Venezuela’ olan Aida, mükemmel vücut ölçüleri ile dünyanın en çok aranılan bir modellerinden biri. İtalya’ya yerleşen Aida, Milano’da modelliğe başladı. GQ ve Maxim gibi dünyaca ünlü erkek dergilerine poz veren Aida.. Devamı
Sevan Çamlıca'nın yazılarını  okumak için tıklayınız
Türk radyocudan ABD fırsatı Devamı
ALLAH'IN EMRİ PEYGAMBERİN KAVLİ İLE.....
ALİ SUNAL&GÖKÇE BAHADIR BOŞANIYOR
Komedyen Cem Yılmaz bir süredir birlikte olduğu İzmirli sevgilisi Ahu Yağtu'yu ailesinden istemek için dün İzmir'e gitti. Swiss Otel Büyük Efes'e birlikte gelen sevgililer öğleden sonra otelden ayrılarak ....
ONLARIN GERÇEK İSİMLERİ NE
Haberin devamı için tıklayınız
80'Lİ YILLARDAKİ DERGİ KAPAKLARI
APTAL ERKEK YORAR
şarkılarının satır aralarındaki gizli duygularını ve ilişkilere bakışını anlattı. Sıla " Aptal ve ayağı yere basmayan insana tahammül edemem. Yorar beni. " dedi. Röportajın devamı için  tıklayınız

  
YENİ TÜRKİYE DERKEN
BİZİM OĞLAN BİNA..
HUKUK VE GUGUK
MELTEM CUMBUL VE...
BUGUNKÜ İŞİMİZ İFFET
BİKİNİ SHOW...
İngiltere’de Biri Bizi Gözetliyor (BBG) yarışmasıyla adını duyuran ünlü model Imogen Thomas, İspanya'nın Marbella kumsalında objektiflere bikiniyle şov yaptı.  Devamı
















bırakacağım. Çünkü Göğüslerimin 40 yaşına kadar sarkmayacağını garanti. Sigorta eksperim öyle diyor çünkü.” açıklamasını yapınca. Muhabir, ünlü güzele, ’Yani siz göğüslerinizi sigortalattınız mı? diye sordu. Bunun üzerine Peers da, ’- En değerli varlıklarımı sigortasız bırakır mıyım? diye yanıtladı.

HADİ Bİ GÜZELLİK YAPIN...
ERGİN ASYALI  ÇİZİYOR
ARTIK BÜYÜDÜ...
Duygusal Aforizmalar...
Devamı..

YAZARLAR
ALİ  EYÜBOĞLU
İDİL  ÇELİKER
BURHAN AKDAĞ
    BARBAROS YÜKSEL
ZAFER  DİNÇER
AYŞE DURUKAN
KEMAL BAŞBUĞ
UFUK  IŞIKLAR
  NESLİHAN YAVUZCAN
SEVAN  ÇAMLICA










OCAK  AYI'NIN EN İYİ ALBÜMÜ
DONDURMA...
MÜTHİŞ DEĞİŞİM
HAMİYET BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL
MUHTEŞEM YÜZYIL
FATMAGÜLÜN SUÇU NE
YAHŞİ CAZİBE
ÇOCUKLAR DUYMASIN
ARKA SOKAKLAR
HAYAT DEVAM EDİYOR
KUZEY  GÜNEY
ÖYLE BİR GEÇER ZAMANKİ
YALAN DÜNYA
Show TV
Kanal D
ATV
ATV
Kanal D
ATV
Kanal D
Kanal D
Star TV
"AĞIZ İSHALİ OLMUŞ..."
BİZE ULAŞIN
0536-573 48 48
BİKİNİSİ SETTE...
Sevgili okurlar; geçen haftanın ağırlıklı konularının başında dünyada baş gösteren ve etkisini Türkiye’de de hissettiren ekonomik krizle ilgili haberler geliyordu. Türkiye’nin henüz ne çapta etkileneceğini pek bilmiyoruz, hükümet çeşitli önlemler almaya çalışıyor, umarım ve dilerim eğer patlayacaksa bu krizi en az hasarla atlatabiliriz. Her ne kadar “ekonomik” olarak adlandırılsa da, Batı ülkelerinden başlayan krizin daha çok siyasi kriz olduğunu söyleyebiliriz. “Global ekonomi” ve “değişim” adı altında sunulan “yeni dünya anlayışı ” tamamen siyasi tercihler nedeniyle . Devamı..
Efsane'nin son arzusu
Devamı...
VEHBİ DİNÇCAN

İNTERNETE SIZDI...
Playboy'a 1 milyon dolara mal olan Lindsay Lohan'ın fotoğrafları çalındı.  Amerikalı seksi oyuncu Lindsay Lohan'ı yeni yılın ilk sayısı için kapak yapan ve ilk kez çırılçıplak soyan Playboy yöneticileri şoka girdi!.. Derginin patronu Hugh  Devamı
MAGAZİNCİ
CAN ATAKLI
ŞEYTANIN ÇALIŞMA ODASI...
Eflatun'un dediğine göre, boş bir kafa şeytanın çalışma odasıymış... Muhtemelen uydurma bir aforizma bile olabilir. Ama bayıldım! Bir de her konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar da, en az yaşam koçları ve uyduruk kişisel gelişim kitapları yazanlar kadar deli ediyor beni... Herkes her konuyu bilemez ki, bu bilgi kirliliğidir, kulaktan dolmadır, iletişim illüzyonudur, çok bilmişliktir olsa olsa, yanıltır bizi... Ben öğreneceğimi, bilimin sahibinin sesinden, yani uzmanından dinlemek isterim ve itibar ederim!     

ANJELİK LÜTFEN GERİ DÖN...
Bu vatandaş da Hilal Cebeci adlı vatandaşın bir başka versiyonu... Twitter’da ona sallıyor, buna sallıyor. Ağız ishali olmuş durumda... Attığı iftiraların, “Aman bulaşmayalım şuna, üzerimize sıçramasın” falan diye sessizlikle geçiştirilmeye çalışılması, bu vatandaşın cüretini daha da arttırıyor. İşte tam bu sırada basının bilinçsiz desteği devreye giriyor. Bu iftira ve hakaret makinesi, gazete sayfalarında ciddi röportajların kahramanı oluyor. Kendisine sorular soruluyor, o da freni boşalmış kamyon gibi cevaplar veriyor. Adamın rezil olmak gibi bir kaygısı, bir derdi yok. “Ne kadar rezil olursam o kadar iyi” yaklaşımıyla saydırdıkça saydırıyor. Türk basını da rezillikten popülerlik çıkarmaya çalışan bu kifayetsiz muhterisin gönüllü oyuncağı oluyor.   Devamı
DESPİNA
Madam Despina, anneannemden kalan o kenarı kırık mine işlemeli minyatür broştu sanki benim için... Yaşlı yüzüne bakar ama onu hiç görmediğim genç yüzüyle hayal ederdim… O yüz Despina'ya hiç benzemezdi, minyatür broştaki çehreydi. Bir eski zaman filmindeki gibi… Oksijenli ve ondüleli saçlar, yandan ayrılmış; vaklı model perçemi, gözünün üstüne düşmüş, gerdanı sedef beyazı, kelebek dudaklı, rastıklı hilâl kaşlı, sürmeli gözlü bir afet- i devrandı Despina… Hepsi de birbirine benzeyen, şaşkın bakışlı 1930'ların koyu makyajlı güzel kadınlarından sanki…

Gazeteci yazar Tülay Bilginer'in yazısı devamı...
21 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
ÜÇ ÜNLÜDEN 3 SUÇ DUYURUSU...
Erol köse ilgili epeyiden beri bir şeyler yazmak istiyordum ne var ki gerek  kalmadı.  Ahmet Hakan benim hissiyatımı gereğinden fazla  sözcüklere dökmüş,  Aslında bu durum bazen fazlasıyla işe yarıyor.. Söylemek istemedikleriniz bir başkası tarafından dile getirildiğinde "Oh bee" diyebilirsiniz". Ancak ben o kadar sorumsuz değilim ve Ahmet Hakan'ın yazısızının altına  aynen imzamı atıyorum.. Editör
Asmalımescit Sokağı'nın romanlarla, filmlere, gazetelere, tarih kitaplarına geçmiş hikâyesinde, hep müthiş bir kaçış, büyük bir sarhoşluk, derin bir kaybolmuşluk var. Sanki geceyle gündüzün kesiştiği bir saatte, sokağın tabelasının altında, birileri sarhoşluk saikasıyla, ya geçmişini özlüyor, ya da geleceğini düşünmeden hiç hesapsız birilerini bekliyor. Bu sebeptir ki, hiçbir hikâyenin ne başı, ne de sonu Asmalımescit'te geçmiyor. Bu sokak, mutlaka geçilmesi gereken bir tünel gibi, hikayenin tam ortasında, ıslak, gürültülü ve hüzünlü bir karanlıktan, Pera'nın ışıltılı gecelerine göz kırpıyor… yazının devamı


"YURDAL  BENİM İÇİN BİTMİŞTİR"
İvana Sert ile barışma sinyalleri veren iş adamı Yurdal Sert’in Asmalımescit’de bir kadınla görüntülenmesi ortalığı karıştırdı. Eşini tutarsızlıkla ...
Çınar müzik etiketiyle müzik marketlerde yerini alan "Hamiyet 5" albümünde, "Eller Aldı", 'Elimde Duran Fotoğrafın", "Çok Sevdim Suç Sayıldı", "Bırak Gitsin", Bir Ateşe Attın Beni adlı coverler bulunuyor.  Hamiyet, İbrahim Tatlıses, bergen, Kamuran Akkor ve Ferdi Tayfur'dan sonra 80'li yılların bu unutulmaz şarkılarını  farklı bir versiyonda yorumladı.
BASRİ'NİN DERDİ BİZİ DE GERDİ
Serdar Turgut'un yazılarını eskiden keyifle okurdum..  Hemen hemen hepsi ince bir zekanın ürünüydü diye düşünürdüm.. Ve fakat ne olduysa oldu geçirdiği o beyin kanamasından sonra sağlığına kavuşunca yazıları da değişti. Beyinde hasar yoktu ama rota değişmişti. Light, suya sabuna dokunmayan yazılar… Üzerine bir de Amerika seyahati, derken Serdar Turgut'u toptan kaybettik. Neyse canı sağ olsun. Zaten Özkök'ün pompalamasıyla bu mecrada yer bulmuştu talihsiz bir hastalıkla eski haline döndü.
"  Turgut  yönlendirici yazılardan birinde  köpeği  Basri'ye mastürbasyon yaptırmak zorunda kaldığını en ince ayrıntısına kadar anlatmış. Hani bir bu iş için kullandığı eldivenin markasını vermediği kalmış. Köpek el kadar bir köpekmiş, zorlanmış falan… Bir de kangal köpeği varmış da ya onun böyle bir talebi olsaymış ne duruma düşermiş… By pass olanların sonrasında davranış değişiklikleri olduğunu duymuştum ama beyin kanaması ve Amerika seyahati sonrasında böylesine  kaymalar olabileceğini hiç duymadım. Malum bizimde 5 yaşında bir köpeğimiz var.  Hırçınlığından dolayı henüz halvet olmak gibi bir durumu Editör  Devamı
TAYYAR'IN YERİ
Yalnız kalmak, karanlık, soğuk ve derin bir denize atılmak gibidir. Karanlıktan korkarsın, soğuktan korkarsın, derinlikten korkarsın. Kaçmak için çırpınırsın. Karanlık koyulaşır, soğukluk ve derinlik artar. Ben! Nice çırpınmadan sonra bu denizin hayatın ta kendisi olduğunu anladım. Ruhumun.... tıklayınız

8 Ocak 2012 tarihinde, saat 17.00'de İstanbul-Ankara seferini yapan bir otobüse bindim. 18 numaralı koltuktaki yolculuğum Ankara AŞTİ'de, tuhaf bir şekilde son buldu. Yanımdaki kadın yolcu indi. Ben, bir sonraki durak olan Söğütözü'nde ineceğim için yerimden . Devamı





Bir magazin gazetecisi olarak  insanın kendi meslektaşları ile ilgili yakışıksız durumları yazması o kadar kolay değil. Ne var ki yazmak gerekiyor… Bu internet sitesini yapmaya ilk karar verdiğim günden itibaren sürekli ana sayfasında yer verdiğim bir yazı vardır. "Genç  Magazincilere Tavsiyeler" başlığı altında. Hala durur ve durmaya da devam edecek.. Genç arkadaşlarımızın 28 yıllık deneyimlerimizden  elimizden geldiği kadar nasiplenmelerini istedik. Ancak eksik bir şey yapmışız. Sadece genç değil, artık ununu eleyip eleğini duvara asmış, Editör  Devamı
ELİF GÜNEY PÜTÜN
Ben evlilik konusunda bir duayen değilim. Henüz 4.5 yıllık evliyim fakat evlilik öncesi çiftlerin mümkünse bir süre beraber yaşamaları taraftarıyım. Eskiden bu durum aile yapısı çerçevesinde pek mümkün olamıyordu. Günümüzde ise kadınların da en az erkekler kadar yoğun çalıştığı bir dönemde ilişkiye vakit ayıracak zamanının olamayışını gözlemliyorum. Bu yüzden, evlilik öncesi en azından adamın işten  Devamı..
Elif Güney Pütün. Yılmaz Güney’in kızı. Pardon, bilinmeyen kızı. En azından ben bilmiyordum. Çok fazla insanın da bildiğini zannetmiyorum. Eski eşler Nebahat Çehre’yle Fatoş Güney’i biliyoruz, bir de yakışıklı bir oğlan var  Devamı






Orhan Gencebay'ın 60'ncı sanat yılı nedeniyle  2 cd lik bir albüm yapılacakmış.. Harika… Orhan baba'nın unutulmaz eserlerini 22 sanatçı  kendi yorumları ile seslendirecek.. Muhteşem… Ki o şarkıların hemen hepsi bir kez daha bestelenemeyecek şarkılardır. Garibanından, en aristokratına kadar herkesin duygularına tercüman olmuş, en nobran siluetleri bile anında yerle yeksan etmiş  şarkılardır onlar. İnce belli muhabbetlerin  vazgeçilmezidir o şarkılar.. Şimdi  farklı yorumlarla tadından yenmez olacaklar bir kez daha. Hazır böyle bir proje hayata geçirilmeye hazırlanırken istedik ki bizimde bir katkımız olsun bu projeye.. Sözü fazla eğip bükmeden madde madde  sıralayalım istediklerimizi.. Editör.. Devamı

English


English
Tüm yayın akışları için tıklayınız
SIFIR BEDEN TAKINTISI...
MİNİ YORUM
Tayyip Erdoğan, “Bundan sonra Fransa’ya gitmeyebilirim” demiş. Mesele gitmemek değil... Mesele gidip de ilk demeçte “Ermenilere yapılan soykırım değildir” diyebilmek...
Fahrettin Fidan


DELİ İBRAHİM'İN TORUNU VOLKAN
Değil Van depremi, her deprem Volkan Konak'ı  ilgilendirir… Derinden sarsar, yaralar.. Bunu en yakından bilen birisi olarak iddia ederim..  Volkan'ı şöhret yollarının en tepesinde tanımış  sözde dostlarının aksine, henüz yolun başında, tırmalama günlerinden itibaren tanıyan birisi olarak bunları söyleyebilirim. Kendisi de buna itiraz etmez zaten.. Ne var ki Volkan'ın iflah edilemez bir huyu vardır… İnatçıdır, ısrar eder ve bu öngörüler onun bazen geri dönülemez patavatsızlıklarını  da beraberinde getirir. Yine üzülür ve arkasından, "Ne yapayım ağzımdan böyle çıktı" der.
"Deprem beni beni ilgilendirmiyor" sözü gerçekten ağzından çıkmışsa -ki sanmıyorum- yine böyle patavatsızlığından kaynaklanmıştır.  Eğer çıkmamışsa, onun ağzından eğri bir söz cımbızlayıp servis eden bazılarının marifetidir. Ancak gerçek amacının bu olmadığını, olamayacağını adım gibi biliyorum. Editör




Birlikte çalıştığımız yıllarda televizyon programlarında  veya gazete röportajlarında sıkça kullandığı  klişe sözler vardı.. papağan gibi bu sözleri her röportajında kullanır ve beni sinir ederdi. "Yaa Volkan seni duyan birisi de bu çocuk başka bir şey bilmiyor der" yanlış yapıyorsun derdim. Örneğin; "Çamaşırlarımız aynı güneşte kuruyor" sözü benim için geçer akçe bile olsa, onun ağzından defalarca dile getirilmesi  irite ediyordu insanları.. Bu ve bunun gibi bazı sözleri zararlı değilse bile "hamaset duygusu" kokusu bırakıyordu söylemlerinde..
Örneğin, "Ayağı kokan Anıtkabir'e gelmesin " diyecek kadar cesur iken, daha sonra "ben bu sözü Ahmed-i Nejad'a söyledim " diyecek kadar kıvırabiliyordu.  "Ben karadenizliyim, fevri insanım diyerek  söylediklerini bir kalıba sığdırmak çabası da doğrusunu isterseniz hoş görünmüyordu.
Tabii ki  onun bu duruşuna hayran olan, alkış tutan bir kitlesi vardı.. Fakat bir o kadarda söyledikleri ile, yaptıkları arasındaki yaman çelişki gözlerden kaçmadı. Bana o  yıllarda defalarca, "bak göreceksin abi ben asla sanatçı değil, müzisyen olarak kalacağım ve ne kadar satacağım da umurumda bile değil " demesine rağmen  zaman zaman çizdiği zikzaklar benim yüreğimi hoplatmıştır.   Sakın  Volkan 1992 de kendi kendine verdiğin söze sahip çık diye. Ne var ki bu kadarı oluyor…
Ben yine o yıllarda, uçak korkusu nedeni ile hayatında belkide ilk kez yarım şişe viski içerek Trabzon havalimanı'na inen ve toprağı öpen… Annesinin, "Uyy uşağım sana ne oldi boyle" diye sarmaladığı Volkan  konak'ı gerçekten özledim. Yaşam standartının yükselmesi, iyi arabalara binmesi vs vs bunlar son derece normal. Kimse eleştirmeyecek.   Cebinde parası olduğu halde külüstür arabalara binip hayatını riske sokması mı gerekiyor.
Ve yine onun bekarlık günlerinde sevgililerine  yaptığı en büyük jestin, bekar evinde, nasıl "menemen" yaptığını ballandıra ballandıra  anlatmasını özlüyorum. Ki o sohbetler ince belli bardakların hasetinden  çatır çatır kırıldığı günlerdir…
Son söz; bir ağabey nasihatı. Sen her şekilde kendi piarını  20 yıldır yapıyorsun… Seni yanlış tanıtabilecek, hakkında kuşku uyandırabilecek aracılardan kaçın… Bilirim ki sen Deli İbrahim'in de  torunusun.

ŞAFAK'IN İFADESİ Mİ REKLAMI BİTİRDİ?
SOKAK ÇOCUĞU YAZIYOR
Geçen hafta yazdığım “Rock’çılar Bu İşi Siz mi Becerdiniz!” başlıklı yazının niyeti, ‘Van İçin Rock’ konserini büyük önyargı ve kötü niyetle henüz yapılmadan yargılayan zihniyete cevap vermekti. Ama karşıma teşekkürlerle birlikte ironiyi anlamayan neslin hakaretleri çıktı. Kinayeli bir yazıydı. İronikti. Zihniyetimi o önyargılı, kötü niyetli zihniyetin yerine koyup Devamı
Milliyet yazarı Tolga Akyıldız- ironiden  anlamayan jenerasyonu yazıyor... Devamı..
Vodafone’un Şafak Sezer’le anlaşmasını iptal ettiği söyleniyor, gerekçe olarak da Ergenekon davasında ifade vermesi gösteriliyor. Cumhuriyet saldırısının emrini verdiği söylenen Boğaç Kaan Murathan’la 1988’den beri tanıştığını belirten Sezer, ifadesinde şunları söylemişti:“Eşini istemeye ben gitmiştim. Sanığın cezaevinden çıktıktan sonra, mart ayında Antalya’ya gidip gelmesinin ardından bir hafta kadar evimde misafir olarak kaldığını hatırlıyorum.”Vodafone’un bu yüzden reklam anlaşmasını bitirdiği söyleniyor Şafak Sezer’le...Çok ihtimal vermiyorum...Geçtiğimiz hafta Vodafone yöneticileriyle beraberdim. “Reklamlarda tek bir ünlüyle mi, yoksa değişik isimlerle mi çalışalım” diye tartışıyorlardı. 2012’de de Şafak Sezer’i sürekli olarak olmasa da arada bir kullanmayı düşünüyorlardı. Yani reklam anlaşmasının, Ergenekon’da ifade verdiği için bittiği söylentileri doğruyu pek yansıtmıyor. Zaten Şafak Sezer ifadeyi 2009 yılının sonunda vermişti. İki-üç ay önce sanıkların ifadelerinde tekrar adı geçince, bu konu bir kez daha gündeme geldi. Şimdi deniyor ki; Vodafone 2009’daki ilk ifadeyi bilmiyordu, eylül ayında konu tekrar medyaya yansıyınca haberi oldu. Bu yüzden de reklam anlaşmasını bitirdiler. Bunu söyleyenler Şafak Sezer’le Vodafone’un anlaşmasının süresinin bittiğini bilmiyorlar ama...
"KONSERVATUVARA GİTME FELSEFE OKU"
henüz yolun başında, tırmalama günlerinden itibaren tanıyan birisi olarak bunları söyleyebilirim. Kendisi de buna itiraz etmez zaten.. Ne var ki Volkan'ın iflah edilemez bir huyu vardır… İnatçıdır, ısrar eder ve bu öngörüler onun bazen geri dönülemez patavatsızlıklarını  da beraberinde getirir. Yine üzülür ve arkasından, "Ne yapayım ağzımdan böyle çıktı" der. "Deprem beni beni ilgilendirmiyor" sözü gerçekten ağzından çıkmışsa -ki sanmıyorum- yine böyle patavatsızlığından kaynaklanmıştır.  Eğer çıkmamışsa, onun ağzından eğri bir söz cımbızlayıp servis eden bazılarının marifetidir. Ancak gerçek amacının bu olmadığını, olamayacağını adım gibi biliyorum. Editör Devamı...




Birlikte çalıştığımız yıllarda televizyon programlarında  veya gazete röportajlarında sıkça kullandığı  klişe sözler vardı.. papağan gibi bu sözleri her röportajında kullanır ve beni sinir ederdi. "Yaa Volkan seni duyan birisi de bu çocuk başka bir şey bilmiyor der" yanlış yapıyorsun derdim. Örneğin; "Çamaşırlarımız aynı güneşte kuruyor" sözü benim için geçer akçe bile olsa, onun ağzından defalarca dile getirilmesi  irite ediyordu insanları.. Bu ve bunun gibi bazı sözleri zararlı değilse bile "hamaset duygusu" kokusu bırakıyordu söylemlerinde..
Örneğin, "Ayağı kokan Anıtkabir'e gelmesin " diyecek kadar cesur iken, daha sonra "ben bu sözü Ahmed-i Nejad'a söyledim " diyecek kadar kıvırabiliyordu.  "Ben karadenizliyim, fevri insanım diyerek  söylediklerini bir kalıba sığdırmak çabası da doğrusunu isterseniz hoş görünmüyordu.
Tabii ki  onun bu duruşuna hayran olan, alkış tutan bir kitlesi vardı.. Fakat bir o kadarda söyledikleri ile, yaptıkları arasındaki yaman çelişki gözlerden kaçmadı. Bana o  yıllarda defalarca, "bak göreceksin abi ben asla sanatçı değil, müzisyen olarak kalacağım ve ne kadar satacağım da umurumda bile değil " demesine rağmen  zaman zaman çizdiği zikzaklar benim yüreğimi hoplatmıştır.   Sakın  Volkan 1992 de kendi kendine verdiğin söze sahip çık diye. Ne var ki bu kadarı oluyor…
Ben yine o yıllarda, uçak korkusu nedeni ile hayatında belkide ilk kez yarım şişe viski içerek Trabzon havalimanı'na inen ve toprağı öpen… Annesinin, "Uyy uşağım sana ne oldi boyle" diye sarmaladığı Volkan  konak'ı gerçekten özledim. Yaşam standartının yükselmesi, iyi arabalara binmesi vs vs bunlar son derece normal. Kimse eleştirmeyecek.   Cebinde parası olduğu halde külüstür arabalara binip hayatını riske sokması mı gerekiyor.
Ve yine onun bekarlık günlerinde sevgililerine  yaptığı en büyük jestin, bekar evinde, nasıl "menemen" yaptığını ballandıra ballandıra  anlatmasını özlüyorum. Ki o sohbetler ince belli bardakların hasetinden  çatır çatır kırıldığı günlerdir…
Son söz; bir ağabey nasihatı. Sen her şekilde kendi piarını  20 yıldır yapıyorsun… Seni yanlış tanıtabilecek, hakkında kuşku uyandırabilecek aracılardan kaçın… Bilirim ki sen Deli İbrahim'in de  torunusun.

"GAZETECİ KARABATAK GİBİDİR"
Son derece şeffafım, neticede biz profesyoneliz, bizim bireysel duygularımızın işimizle bir alakası yok. Yaptığımız işi insanların duygularına hitap ederek yaparız. Mesela Van'da çadırda kalan insanın duygusu önemli bizim için. O duyguyu hala hissedebiliyorsak gazeteciyiz zaten. Yoksa televizyon satılmış, orada çalışmışım, burada işsizim; bunlar bizim işimizin duygularıyla alakalı bir konu değil. Profesyonel bir gazeteciyi, karabatağa benzetirim, battı zannedersin ağzında yeni bir balıkla çıkar. Onun dışında burukluk falan bende yok.
Aydın Doğan'ın Star'ı satmasını ticari bakışla mı okumak gerekiyor yoksa siyasi bir yorum içeriyor mu?
Bunu Aydın Bey'e sormanız lazım. Sebeplerini bilmiyorum, beni ilgilendiren bir konu değil, zaten sormak da haddimize değil. Dünyanın genel durumuna baktığınızda medya sektöründeki reklam piyasasının büyümeyeceğini, daralacağını düşünüyorum. Artan özel Devamı
İşsiz kalan arkadaşların yeniden iş sahibi olması için kişisel olarak elimden geleni yapıyorum. Bu sadece Star Haber ile alakalı bir şey de değil. Çalıştığım gruba ait olmayan basın organlarında çalışan.....  Devamı
MAGAZİNCİNİN MALZEMELERİ
Gerçek magazin gazetecilerinin haber kaynakları yani malzemeleri bellidir. Güzel yurdumun eski ve yeni sanatçı milletinden gün geçmez ki gündeme pıtrak gibi düşen malzemeler yeter size. Ancak magazinciler  tek bir şeyi malzeme olarak kullanmazlar. Her meslekte olduğu gibi bu meslektede çürük elma olanlar bile kendi ailelerini, onların kirli çamaşırlarını kullanmazlar. Kendilerini abad  Editör Devamı
BAYAN YANI SAPLANTISI
Benim yan tarafta yazdıklarımı kendi sığ mantalitelerine göre yorumlayanlar bir kaç gündür sallayıp duruyor. Öncelikle şunu söylemekte fayda var. Ben ölenin arkasından konuşulmaz demedim. Tabii ki kim olursa olsun saygı ve sadece eleştiri sınırlarını aşmamak koşulu ile konuşulur. Bu ünlü bir kişide olabilir, bir devlet adamı da..  Demek istediğim aile içinde geçmişte yaşananları milyonlar önünde afişe etmenin...  Devamı


olmadığını söyledim. Ve bunun o kişiye getirisinin asla olmayacağını, "sevimsiz" bir muhterislik örneği olacağını açıklamaya çalıştım. Hele ki bu konuşmalar şimdi dünyada olmayan kişi veya kişiler, anne, baba, kardeş ve yakın akrabalar için yapılıyorsa, durumun çok daha vahim  psikolojik bir  olgu olduğunu anlattım.  "Atatürk'ün bile arkasından konuşuluyor" diyerek olayı basite indergeyen zihniyetin ne yapmak istediğini anlattım. Mesele budur.
ÖLENİN ARKASINDAN...
"BEN ORHANCI'YIM, SORRY KAROLİN"
yansıtmıyor. Zaten Şafak Sezer ifadeyi 2009 yılının sonunda vermişti. İki-üç ay önce sanıkların ifadelerinde tekrar adı geçince, bu konu bir kez daha gündeme geldi. Şimdi deniyor ki; Vodafone 2009’daki ilk ifadeyi bilmiyordu, eylül ayında konu tekrar medyaya yansıyınca haberi oldu. Bu yüzden de reklam anlaşmasını bitirdiler. Bunu söyleyenler Şafak Sezer’le Vodafone’un anlaşmasının süresinin bittiğini bilmiyorlar ama... Devamı..
SÖZÜNÜN ESİRİ OLDU...
Moda sektöründeki "sıfır beden" takıntısı, 'dolgun' kadınlara yönelik yayın yapan bir dergi tarafından protesto edildi. PLUS Model Magazine dergisi dolgun Rus manken Katya Zharkova ile "sıfır beden" bir mankenin çıplak fotoğraflarını çekerek karşılaştırma yaptı. Çekilen fotoğrafların üzerine moda sektöründeki çarpıklıklara dikkat çeken dergi bu yönde uyarı yazıları yazdı. Derginin dikkat çektiği  Devam
"YİĞİT BIKTIM SENDEN.."
AYDAN ADIM ADIM GELİYOR...
Dayısı Kaya İpek'i evden attığı iddialarını da yalanlayan Emrah; Mersin'deki evini, dayısına tahsis ettiğini ve onun bu evde 13 yıl oturduğunu söyledi. Kuzeni Nedret İpek'in televizyonda kendisine "Hayırsız, vefasız, edepsiz" diye hakaret ettiğini belirten Emrah; kuzeninin, "Emrah filmlerindeki gibi değil. Para onu çok değiştirdi. Babama zulmetti, bir tekme de o vurdu" sözlerinin ise gerçeği 
"ISSIZ ŞİŞMAN DÖNEMLERİM OLDU..."
Gerçek aşk bitmeyen aşktır. Benim mesela deniz aşkım, doğa aşkım, zeytin ağacına olan aşkım bitmez. Sahne aşkım da. Bir insana duyulan aşk, bunlara göre ilk başta daha da hararetlidir, ben de öyle yaşarım. Elim ayağım kesilir, soğuk terler dökerim, konuşmam hızlanır, dilim kurur, saçmalarım, bunların hepsini yaşadım. Gerçekten Güzin Abla'lık oldum. “Niye böyle yaptı? Öyle dedi ama aslında böyle mi demek istedi?” Ama bu dönem geçtikten sonra, o insan, hala .  Devamı






Yiğit (Bulut) oğlum, debelendikçe batıyorsun. Yine aynı teraneleri okumuşsun. Yalan yanlış şeyler yazıp, pislik atıyorsun. Ben ne diyeyim ki sana... Ne Aydın Doğan ne de Mehmet Ali Yalçındağ a bu kadar nefret duymanın nedenini anlayamıyorum. Bu iki kişi gruptan kovulmaman için sana kol kanat gelmişlerdi. Ancak tüm çabana rağmen seni CNN TÜRK ün başına getirmediler. Ama dikkat et. öyle yalanlar söylüyorsun ki.  bugünkü patronun Turgay Ciner bir gün "Bu adam yarın da beni arkamdan vurmaz mı?" diye düşünebilir.  Aydın Bey ile konuştum. Seni onca yıl yanında tutmuş olmaktan bin pişman. Zarfta para verme meselesine gelince olsa olsa sana zarfta "harçlık" vermişlerdir.  Yoksa Doğan Grubunda ücretler bankaya yatar ve bordro ile ödenir. Aynca sen benim zaman aşımına uğrayan davalanmla uğraşacağına. CNN TÜRK ten nasıl haksız kazanç elde ettiğinle ilgili dosyana dikkat et. Zira o dosya hâlâ zaman aşımına uğramadı.  Benim TRT ile 17 yıl önceki davalarım ise artık çok bayatladı... 



Saklayacak hiçbir şeyim de yoktur. Zaten hiçbir zaman da saklamadım.  Mahkeme mahkemeliğini bilseydi ve zaman aşımına uğratmasaydı içi boş bir dava olduğu daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktı. Valla bıktım senden. Ben de sana kapıldım, vaktimi senin gibi abuk sabuk adamlarla uğraşıp boşa harcamaya başladım. Okurlarımdan özür dilerim... Devamı.

’Oyuncu olmak için gelen arkadaşlarım’ Hocam oyuncu olmak istiyorum, hangi konservatuara gideyim’ diye soruyor. Hiçbirine gitme! Git felsefe, psikoloji, sosyoloji oku. Çok daha iyi oyuncu olursun. Üniversitenin tiyatro kolunda da tiyatro yap, kendine öğret diyorum. Çünkü kendimize öğrettiğimiz bir sanattır tiyatro. Bisiklete binmek gibi. Bisiklete binmeyi size kimse öğretemez. Bineceksiniz, dengenizi bulacaksınız. Ama eğer siz felsefe, psikoloji, sosyoloji, tarih okumuş bir insansanız, tiyatro yaparken hem algınız çok daha açıktır, yaptığınız sanat da çok daha değerli olur. Ben boş vakitlerinde.


Saklayacak hiçbir şeyim de yoktur. Zaten hiçbir zaman da saklamadım.  Mahkeme mahkemeliğini bilseydi ve zaman aşımına uğratmasaydı içi boş bir dava olduğu daha açık bir şekilde ortaya çıkacaktı. Valla bıktım senden. Ben de sana kapıldım, vaktimi senin gibi abuk sabuk adamlarla uğraşıp boşa harcamaya başladım. Okurlarımdan özür dilerim... M.Ali Birand
Aydan Kaya " 2012 yılının ilk günlerinde "Adım Adım" isimli albümü Dokuzsekiz Müzik etiketi ile müzikseverlerle buluştu. Toplam 10 şarkının bulunduğu albümde, Chris de Burgh, Sezen Aksu, Soner Sarıkabadayı, Ercan Saatçi, Fettah Can, Deniz Erten, Ayla Çelik,  gibi  önemli isimlerin eselerine yer verildi. Aydan Kaya albümde yer alan "Footsteps feat. Chriss De Burgh " şarkısında, dünyaca ünlü şarkıcı CHRIS DE BURGH ile İngiltere'de bir araya gelerek düet yaptı. Aynı zamanda şarkının canlı estrüman kayıtlarında  Chris De Burgh ile  Türkiye'nin önde gelen müzisyenlerinden Erkan Oğur, Erdem Sökmen gibi isimlerin ortak  çalışmalarıyla ortaya  muhteşem bir düzenleme çıktı. Fotoğraf çekimi ve albüm kartonet tasarımı Mehmet Turgut tarafından gerçekleştirildi.
Oyunculuk eğitimini Amerika da alan, klasikleri deviren 20’li yaşlarda genç bir kıza neden böyle küçük bir rolde hoş olmayan bir karakteri oynattınız diye yazmıştımTabii tercih kendilerinin.. Ahu Tuğba kızının kendi yolundan yürümesini istemiş olabilir veya merdiven altı danışmanlarının gazına gelmiş olabilir.. Bilemem. Ancak Ahu Anjelik’in kendi ağzından CV’ne bakınız:
"Henüz orta okula gelmeden dayımın yönlendirmesi ile Oscar Wilde, Edgar Allan Poe, Sofokles, Euripides gibi İngiliz edebiyatı ve Greek trajedyasının pek çok önemli eserleri ile birlikte teolojiye ve modern psikoloji tarihine yönelik iyi bir zemin oluşturdum. Orta okuldayken W. Shakespare ve A. Chekov gibi dünya tarihinin önemli klasiklerine imza atmış pek çok yazarın kitaplarını devirdim. 2007 yılında Washington D.C Studio Tiyatrosu’nda eğitim aldıktan sonra 2009 EF dil okulu ve New York Film Academy de eğitim gördüm..." Editör





Kayak, binicilik gibi pek çok spor dalıyla ilgilendiğim gibi sanatın müzik ve resim dallarıyla da tiyatroyla iç içe olduğu için geniş bir bilgi yelpazesine sahibim. Ekol drama sanat evinde Haldun Dormen ile müzikal ve Murat Şenol hocamız ile fonetik, diksiyon dersi görmekteyim. Florida Broward Collage mezunuyum ABD de Everglades Üniversitesi’ni kazanmış bulunmaktayım. En büyük arzum kendimi oyunculuk alanında büyüklerim gibi geliştirmek ve kaliteli başarılara imza atmak." 
İyi.. Güzel de sözde lansman için çektirilen bu fotoğraflara ne demeli… Güzel, akıllı, ağzı iyi laf yapan bir genç kızın bu fotoğrafları çekilirken Ahu Tuğba yanında değil miydi? Ona, “kızım böyle pozlar vermek seni yanlış anlatır” demedi mi? Fotoğrafçı ne istenirse onu çeker.. E peki gerçekten tekrarlarını bile izlediğim Arka Sokaklar’ı klasik yapan yapımcıları bu genç kıza yaşına uygun bir rol neden düşünememişlerdi.
İşte bunun için demiştim, “kızım sen yarım bıraktığın öğrenimine devam et, Amerika’ya git, buralar sana göre değil” diye..  Bu fotoğraf kareleri ile devam edersen seni ne Seda Annen, ne de gerçek annen kurtarabilir” diye…  İşte fotoğraflar.. Kararı siz verin..

İyi.. Güzel de sözde lansman için çektirilen bu fotoğraflara ne demeli… Güzel, akıllı, ağzı iyi laf yapan bir genç kızın bu fotoğrafları çekilirken Ahu Tuğba yanında değil miydi? Ona, “kızım böyle pozlar vermek seni yanlış anlatır” demedi mi? Fotoğrafçı ne istenirse onu çeker.. E peki gerçekten tekrarlarını bile izlediğim Arka Sokaklar’ı klasik yapan yapımcıları bu genç kıza yaşına uygun bir rol neden düşünememişlerdi.
Yazının tamamı ve diğer fotoğraflar için tıklayınız...
ASMALIMESCİT
ONU İYİ TANIYIN....
ERKEKLERİN AKLI BAŞINA GELSİN
Boşuna dememiş atalarımız, “Büyük lokma ye, ama büyük laf etme” diye.  Sonuçta   Devamı
Amerikalı seksi model Kate Upton, henüz 18 yaşında olmasına rağmen moda dünyasının en çok aranılan ismi olmayı başardı. Genç model, son olarak yer aldığı bikini defilesinde tüm dikkatleri üzerinde topladı.Sports Illustrated dergisinin bikini özel sayısına verdiği pozlar sayesinde yıldızı parlayan 18 yaşındaki model Kate Upton, moda devlerini peşinden koşturuyor.

- Kendimi oynamak istiyorum. Benim tarzıma uygun, çılgın, farklı... ıçimde bir Filiz var, anlatamam size. ıçimi yumrukluyor sanki. “Dışarı çıkıp bir şeyler yapayım” diyor. Teklifler var ama istediğim Devamı..
Albümün çıkış şarkısı  "Soner Sarıkabadayı" bestesi olan "ÇIRA", Bedran Güzel yönetmenliğinde kliplendi.

Kurduğu aile şirketi aracılığıyla piyasayı 2 milyon TL dolandırdığı iddiasıyla haklarında dava açılan Özcan Deniz'in de aralarında bulunduğu 6 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ....
 piyano çalan doktora daha çok güvenirim' 
"ÖNCE ÜZÜLÜRÜM SONRA GÜLERİM"
Gülben Ergen, magazin sitelerindeki iddialar için yorum yapmaktan kaçındı ve twitter’da sadece şunları yazdı: “Ben hep üzülürüm, sonra yüzüm güler. Hep böyle oldu. Beni üzmek, canımı yakmak için iş birlikteliği yapanlar sonra ne yaparlar orasını bilmem...”
Gülben Ergen, gri renkli bir otomobilde bir genç ile görüntülendi. Yardımcısı “O kişi Ergen’in şoförüdür” dedi. Ancak o kişinin Ergen’in şoförü olmadığı iddiaları magazin kulislerinde dilden dile dolaşmaya başladı. Yaklaşık 10 günden beri magazin kulisleri Gülben Ergen’in birlikte görüntülendiği kişiyi konuşuyor. Kulaktan kulağa yayılan söylentiler 2 Ocak Pazartesi akşamı başladı. Gülben Ergen’in Etiler’deki Big Chefs’in önünde, kırmızı montlu, kirli sakallarıyla dikkati çeken genç ve yakışıklı bir adamla gri renkte bir otomobide görüntülendiği haberi hızla yayıldı. Herkes görüntüyü kimin  Devamı


çektiğini merak etmeye başladı. Ünlü bir televizyoncunun bu görüntüyü elinde bulundurduğu ve kendi programında yayınlayacağı dedikoduları yayılmaya başladı. Söylentiler hızla artarken önceki gün Erol Köse bu görüntüyü ele geçirdi ve twitter sayfasında yayınladı. Bunun üzerine gözler Gülben Ergen’e çevrildi. Konuyla ilgili olarak Ergen’in
"KARAR CİNAYET GÜNÜ BELLİYDİ"
 Hrant Dink’in öldürüldüğü o kara günlere.  Cinayetin üzerinden saatler geçmişti.  Herkes “beyaz bereli” meçhul katili arıyordu. O dönemde Sabah Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni’ydim. Gece geç saatlerde, herkesin “Katil kim?” oynadığı saatlerde Trabzon büromuzun en başarılı muhabirlerinden biri aradı ve o ismi verdi: Cinayeti işleyen kişi Ogün Samast. Hemen İstanbul Valisi Muammer Güler’i aradım. “Katilin kimliğini tespit edebildiniz mi?” diye sordum.  Fatih Altaylı'nın yazısıDevamı
“Çok yaklaştık. An meselesi. Ama güvenlik için isim veremiyoruz” dedi. “Biz tespit ettik” dedim. Sustu. “İsmi verirsem teyit eder misiniz?” dedim. “Ogün Samast” 
Karolin  Fişekçi adlı arkadaşın yaptığı açıklamalara bakarak Orhan Pamuk’a çokça saydırmışlığım vardır. Ancak... Orhan Pamuk’un avukatları aracılığıyla yaptığı “Karolin Fişekçi denilen şahısla irtibatım yoktur” açıklamasının ardından... Karolin Fişekçi denilen şahsın takındığı tutumu gördükten sonra... Safımı seçtim: Ben bu ihtilafta “Orhancı”yım. Eğer Karolin Fişekçi, Orhan Pamuk’un “Karolin’le bir irtibatım yoktur” açıklamasına “asıl benim onunla irtibatım yoktur” şeklinde üst perdeden bir karşılık verseydi, verebilseydi... Hiç düşünmem, hemen “Karolinci” olurdum. Ancak Karolin... Kanırtmaya, sergilemeye, şova, tepinmeye devam etti. Dahası... Yasin Hayal’in “Orhan Pamuk akıllı olsun akıllı” çıkışına benzer “Orhan Pamuk delikanlı olsun delikanlı” çıkışı yaptı. Bu durumda da bize “Orhancı” olmak dışında bir seçenek bırakmamış oldu.
Sorry Karolin!


Ayar ve denge ustası Ahmet Hakan'ı çözebilmek gün geçtikçe zorlaşıyor.. yazısını okumak için   tıklayınız.. Editör

Üç yıllık ilişkinin ardından geçtiğimiz temmuz ayında Bodrum’da evlenen Gökçe Bahadır ve Ali Sunal boşanıyor. Anlaşmalı olarak boşanmaya hazırlanan çift, 
'Bütün erkeklerin aklı başına gelmesi için izlemesi lazım.' Bu yorum kadına şiddeti mizahi bir dille ele alan "Kurtuluş Son Durak" filmi için. Ancak yorumu yapan bir kadın değil erkek. 6 Ocak'ta vizyona giren film seyircilerden güzel tepkiler alırken özellikle erkek izleyicilerin tepkileri dikkat çekti. "Bizim de izlerken kendimize pay çıkarmamız gerekiyor", "Filmi bütün erkekler izlesin" gibi yorum yapan erkekler de filme yoğun ilgi gösterdi. Vizyona girdiği ilk hafta gişede 2. olan Kurtuluş Son Durak 333.765 izleyiciyle toplamda bu yılın en çok izlenen filmi. Sıradan bir mahallenin, sıradan kadınları mahalleye yeni taşınan psikolog Eylem’e (Belçim Bilgin), terk edilmesinin acısını unutturmak amacıyla bir bir kapısını çalar. Ancak Eylem ile tanışan kadınlar için, artık.. Devamı



hiçbir şey eskisi gibi olmaz ve onlara dünyayı dar eden erkekler için de!

MAHSUN BU KEZ SERT KAYAYA ÇARPTI
Ramazan Öztürk’le Sabah Gazetesi’nin ilk  yıllarında  bir  sene  kadar çalışmıştık. .Ben ayrıldıktan sonra bir daha görüşme olanağınız olmadı. Bir de,  Mahsun “Kardeşlik Türküsü adlı klibi çekerken onun arşivinden yararlanmak istemiş bende Ramazan’ın Ataköy’deki evine gitmiş klipte kullanılacak fotoğrafları  birlikte seçmiştik. Ramazan’ın fotoğrafları klipte kullanılmış ama jeneriğe kuru bir teşekkür bile konulmamıştı (Defalarca uyarmama rağmen)
 Bir televizyon kanalına telefon ile bağlanmıştı.. Sesini bir duyunca haliyle izledim…“Konu şu; Bütün dünyada tanınan ve bilinen “Halepçe fotoğrafları”nın sahibi olan Ramazan Öztürk  yıllar önce bu konuyu film yapmaya kalkıyor. Gerekli her türlü izin alınıyor. Film senaryosu Ünal Küpeli birlikte yazılıyor. Ve artık iş “Motor” denilecek günü beklemeye kalıyorAncak o sırada gazetelerde Mahsun Kırmızıgül’ün Halepçe’yi film yapacağı ve bunun için Kuzey Irak’a bile gittiği gazetelerde köpürtülmeye başlanıyorMahsun’a telefon  açıyor Ramazan Öztürk. “kardeşim ne yapıyorsun ben aylardır bu filmin hazırlığını yapıyorum. Benim argümanlarım, gözlemlerimle   aynısı olmasa bile çağrıştıran bir film yapamazsın, 
etik değil, ahlaki hiç değil” mealinde sözler sarfediyor. Bir müddet sonra her zamanki gibi “Hat kesildi, tünele girdim” muhabbeti  ile telefon kesiliyor, Ramazan o günden sonra bir daha Mahsun’a ulaşamıyor.. Bu konu ile ilgili Ramazan Öztürk'ün  ayrıntılı basın açıklamasını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz
Bu da benim yorumum: hatırlarsınız Mahsun’un yönetmenliği ve oyunculuğunu yaptığı Newyork’ta 5 minare adlı filmin vizyona girmesine günler kala senaryonun ve hikayesinin Mahsun’a ait olmadığı  yazılıp çizildi. Gerçekten de daha sonra bu filmin hikaye telifinin 50 bin dolara Sinan Çetin’den alındığı ortaya çıktı. Bütün bunları hatırlayınca insanın aklına ister istemez  Halepçede de aynı plan mı uygulanmak isteniyor acaba diye düşünmek geliyor. Ancak Hatırlamakta fayda var.. Ramazan Öztürk’leSinan Çetin’i aynı terazide tartmak mümkün değildirEditör
"SEN BU FİLMİ YAPAMAZSIN..."
TELEFONLARINA  ÇIKMIYOR...
HEP AYNI HİKAYE Mİ ?..