Değil Van depremi, her deprem Volkan Konak'ı ilgilendirir… Derinden sarsar, yaralar.. Bunu en yakından bilen birisi olarak iddia ederim.. Volkan'ı şöhret yollarının en tepesinde tanımış sözde dostlarının aksine, henüz yolun başında, tırmalama günlerinden itibaren tanıyan birisi olarak bunları söyleyebilirim. Kendisi de buna itiraz etmez zaten.. Ne var ki Volkan'ın iflah edilemez bir huyu vardır… İnatçıdır, ısrar eder ve bu öngörüler onun bazen geri dönülemez patavatsızlıklarını da beraberinde getirir. Yine üzülür ve arkasından, "Ne yapayım ağzımdan böyle çıktı" der.
"Deprem beni beni ilgilendirmiyor" sözü gerçekten ağzından çıkmışsa -ki sanmıyorum- yine böyle patavatsızlığından kaynaklanmıştır. Eğer çıkmamışsa, onun ağzından eğri bir söz cımbızlayıp servis eden bazılarının marifetidir. Ancak gerçek amacının bu olmadığını, olamayacağını adım gibi biliyorum. Editör
Birlikte çalıştığımız yıllarda televizyon programlarında veya gazete röportajlarında sıkça kullandığı klişe sözler vardı.. papağan gibi bu sözleri her röportajında kullanır ve beni sinir ederdi. "Yaa Volkan seni duyan birisi de bu çocuk başka bir şey bilmiyor der" yanlış yapıyorsun derdim. Örneğin; "Çamaşırlarımız aynı güneşte kuruyor" sözü benim için geçer akçe bile olsa, onun ağzından defalarca dile getirilmesi irite ediyordu insanları.. Bu ve bunun gibi bazı sözleri zararlı değilse bile "hamaset duygusu" kokusu bırakıyordu söylemlerinde..
Örneğin, "Ayağı kokan Anıtkabir'e gelmesin " diyecek kadar cesur iken, daha sonra "ben bu sözü Ahmed-i Nejad'a söyledim " diyecek kadar kıvırabiliyordu. "Ben karadenizliyim, fevri insanım diyerek söylediklerini bir kalıba sığdırmak çabası da doğrusunu isterseniz hoş görünmüyordu.
Tabii ki onun bu duruşuna hayran olan, alkış tutan bir kitlesi vardı.. Fakat bir o kadarda söyledikleri ile, yaptıkları arasındaki yaman çelişki gözlerden kaçmadı. Bana o yıllarda defalarca, "bak göreceksin abi ben asla sanatçı değil, müzisyen olarak kalacağım ve ne kadar satacağım da umurumda bile değil " demesine rağmen zaman zaman çizdiği zikzaklar benim yüreğimi hoplatmıştır. Sakın Volkan 1992 de kendi kendine verdiğin söze sahip çık diye. Ne var ki bu kadarı oluyor…
Ben yine o yıllarda, uçak korkusu nedeni ile hayatında belkide ilk kez yarım şişe viski içerek Trabzon havalimanı'na inen ve toprağı öpen… Annesinin, "Uyy uşağım sana ne oldi boyle" diye sarmaladığı Volkan konak'ı gerçekten özledim. Yaşam standartının yükselmesi, iyi arabalara binmesi vs vs bunlar son derece normal. Kimse eleştirmeyecek. Cebinde parası olduğu halde külüstür arabalara binip hayatını riske sokması mı gerekiyor.
Ve yine onun bekarlık günlerinde sevgililerine yaptığı en büyük jestin, bekar evinde, nasıl "menemen" yaptığını ballandıra ballandıra anlatmasını özlüyorum. Ki o sohbetler ince belli bardakların hasetinden çatır çatır kırıldığı günlerdir…
Son söz; bir ağabey nasihatı. Sen her şekilde kendi piarını 20 yıldır yapıyorsun… Seni yanlış tanıtabilecek, hakkında kuşku uyandırabilecek aracılardan kaçın… Bilirim ki sen Deli İbrahim'in de torunusun.