GENÇ MAGAZİNCİLERE TAVSİYELER
Aslında bu tavsiye veya öğüt verme gibi konular canımı fena halde sıkar. İnsan kendini, ununu elemiş, duvara asmış gibi hissediyor. Her ne kadar kemale ermiş bir durumda değilsek bile… Uzun zamandır böyle bir tavsiyeler manzumesini kaleme almak niyetindeydim.. Şimdi sırası galiba. Bu tavsiyeleri yapması gereken ağabeylerimizin . Yani bunların büyük çoğunluğunun genç magazinci arkadaşlara tavsiyelerde bulunmak gibi ne bir sorumluluğu var, ne de böyle bir misyonu yüklenmek umurlarında. Okullu veya alaylı onlarca genç adamın eline fotoğraf makinesi veya mikrofon....
tutuşturan magazin müdürleri veya şefleri, bu çocukları kurtlar sofrasına atarken, günün birinde yanında çalıştırdığı adamı karşısına alıp hiçbir tavsiyede bulunmaz. Sadece, "Yırt, parçala, haberi getir" der. Haberi getirmek tamamda, bunun yolunu yordamını göstermezler. İki kelimeyi bir araya getiremeyen genç adam ise, ünlü veya ünsüz sanatçı milletinin karşısına çıktığı zaman haliyle Editör Devamı
saldırıyorlar… Yani bunların büyük çoğunluğunun genç magazinci arkadaşlara tavsiyelerde bulunmak gibi ne bir sorumluluğu var, ne de böyle bir misyonu yüklenmek umurlarında.
Okullu veya alaylı onlarca genç adamın eline fotoğraf makinesi veya mikrofon tutuşturan magazin müdürleri veya şefleri, bu çocukları kurtlar sofrasına atarken, günün birinde yanında çalıştırdığı adamı karşısına alıp hiçbir tavsiyede bulunmaz. Sadece, "Yırt, parçala, haberi getir" der. Haberi getirmek tamamda, bunun yolunu yordamını göstermezler. İki kelimeyi bir araya getiremeyen genç adam ise, ünlü veya ünsüz sanatçı milletinin karşısına çıktığı zaman haliyle madara olur.
Sonuç olarak Magazin kelimesi ve bu işi meslek haline gelmiş onca insan kirlenir kamuoyu önünde.. Magazin denildiğinde bazılarının tüyleri diken diken olur.. Fakat işin ilginç tarafı bu genç çocuklar, sabahlara
80'li yıllarda dergilerin kapakları bir başkaydı... Bugün üste para verseniz bile yanyana gelmeyecek iki ünlüyü bir araya getirerek kapak yapabilme şansınız vardı. Kuşkusuz sanatçılara böyle bir öneri ile gittiğiniz zaman kaşe çok önemliydi. Hürriyet ve Milliyet grubundan yapılan böyle bir teklif her zaman kabul görürdü. Sizlerle zaman zaman işte o dergilerden bazı kapakları paylaşacağız. ikinci kapak o yıllarda kasetleri 1 milyon adet satan Emrah'ın kendisi için özel olarak diktirilen Michael Jackson kıyafetiyle verdiği gerçek boyuttaki posteri. Posterin çıktığı derginin tirajı 150 bin idi. Fotoğraf Erol Atar.
Sıla üçüncü solo albümü ‘Konuşmadığımız Şeyler Var’ ilemüzik dünyasına hareket getirdi. TT NetMüzik’in dijital satış listesinde yeni şarkıları ilk 10’un 10’unda birden yer alan Sıla, fiziki satış listesi yapan D&R’da da zirveye yerleşti. Yine tüm şarkılarda imzası bulunan yakın dostu Efe Bahadır’la Sezen-Onno, Melih Kibar-ÇiğdemTalu benzeri bir müzikal birliktelik sinyali veriyor. Sözler ve müzikteki gelişimi ortaya çıkan bu son albümünün hazırlık aşamasını,
Copyright © Sevh Halkla İliskiler 2009
Bu internet sitesi basın ahlakı, hukuk kuralları, insan hak ve özgürlüklerine sonuna kadar uyacaktır. Bu siteden yönlendirilen linklerden sevancamlica.com sorumlu değildir. sevancamlica.com'da sadece EDITÖR tarafından kaleme alınan yazılar kaynak gösterilerek ve aslına sadık kalınarak kullanılabilir. Sitemizde yazan yazarların, yazıları ile sorumlulukları kendilerine aittir. sevancamlica.com bu yazılardan ötürü sorumlu tutulamaz. Bu siteyi 1024 x 768 çözünürlükte izlemeniz tavsiye edilir.
2012'de EN ÇOK İZLENEN DİZİLER
ONLAR ASLINDA KAÇ YAŞINDALAR
Hürriyet-Milliyet-Vatan gazetelerinden temin edilmiştir
Kariyerinde hızlı adımlarla yükselişe geçen Irina Shayk, bir büyük sevinç daha yaşadı. Sports Illustrated'ın yılda bir kez yayınlanan mayo özel sayısının kapağında Shayk'ın pozu yer aldı. Irina Shayk, derginin yayınlanmasından sonra David Letterman'ın Devamı..
dokunması, o resmi görmek insanın hoşuna gitmiyor. Çok zor bir meslek bu."
Korel, eşinin öpüşme sahnelerinin içini acıttığını söyleyip "Biz çok medeniyiz desek de sonuçta kadın ve erkeğiz. Halit'i o sahnelerde görünce irite oluyorum" itirafında bulundu. Korel'in bu açıklamasına rağmen Ergenç, 'Muhteşem Yüzyıl'daki
Engellilerin işi Allah’a kaldı
ABD'de yaşayan Çek asıllı manken Denise Milani, artık 30 yaşına geldiğini ve modellik kariyerinin sonlarına yaklakştıkça göğüslerini küçülttürmeyi düşündüğünü açıkladı. Modellik kariyerini slikonsuz göğüsleri üzerine kuran Milani, ülkesi Çek Cumhuriyeti'nin en çok tanınan modellerinden biri olduktan sonra ABD'ye yerleşmişti.
ONLARIN GERÇEK İSİMLERİ NE
80'Lİ YILLARDAKİ DERGİ KAPAKLARI
İngiltere’de Biri Bizi Gözetliyor (BBG) yarışmasıyla adını duyuran ünlü model Imogen Thomas, İspanya'nın Marbella kumsalında objektiflere bikiniyle şov yaptı. Devamı
bırakacağım. Çünkü Göğüslerimin 40 yaşına kadar sarkmayacağını garanti. Sigorta eksperim öyle diyor çünkü.” açıklamasını yapınca. Muhabir, ünlü güzele, ’Yani siz göğüslerinizi sigortalattınız mı? diye sordu. Bunun üzerine Peers da, ’- En değerli varlıklarımı sigortasız bırakır mıyım? diye yanıtladı.
MAYIS AYI'NIN EN İYİ ALBÜMÜ
Ezan varda biz mi istemedik?
ARADAN 25 YIL GEÇTİ , ALTERNATİFİ YOK
Madam Despina, anneannemden kalan o kenarı kırık mine işlemeli minyatür broştu sanki benim için... Yaşlı yüzüne bakar ama onu hiç görmediğim genç yüzüyle hayal ederdim… O yüz Despina'ya hiç benzemezdi, minyatür broştaki çehreydi. Bir eski zaman filmindeki gibi… Oksijenli ve ondüleli saçlar, yandan ayrılmış; vaklı model perçemi, gözünün üstüne düşmüş, gerdanı sedef beyazı, kelebek dudaklı, rastıklı hilâl kaşlı, sürmeli gözlü bir afet- i devrandı Despina… Hepsi de birbirine benzeyen, şaşkın bakışlı 1930'ların koyu makyajlı güzel kadınlarından sanki… İlgisi yok… Benim tanıdığım meyhaneci tombul Madam Despina; şuh bir meyhaneciden, minyatürdeki afetten çok; gözlüklü ve ....
BABAN OLMASA SENİ KİM TANIR ?..
DEMET AKALIN NEDEN ÇILDIRDI...
Erol köse ilgili epeyiden beri bir şeyler yazmak istiyordum ne var ki gerek kalmadı. Ahmet Hakan benim hissiyatımı gereğinden fazla sözcüklere dökmüş, Aslında bu durum bazen fazlasıyla işe yarıyor.. Söylemek istemedikleriniz bir başkası tarafından dile getirildiğinde "Oh bee" diyebilirsiniz". Ancak ben o kadar sorumsuz değilim ve Ahmet Hakan'ın yazısızının altına aynen imzamı atıyorum.. Editör
Sanat, sosyete, iş dünyasının ünlü simaları alışveriş için geldikleri alışveriş merkezlerinde araçlarıyla havasını atıyor. Ancak sıra park yani vale hizmetlerine
gelince büyük bir bölümü hayal kırıklığı yaratıyor.
Gazeteport'un haberine göre, Bilim insanlarına göre kadının erojen bölgesindeki G noktası 8.1;3.65;1.5 mm boyutunda. İlk kez 60 yıl önce ortaya atılan G noktası üzerinde o gün bugündür varlık yokluk tartışmalar sürüyor. Journal of Sexual Medicine'da yayımlanan araştırma sonucuna göre G noktası vajinanın ön duvarında bulunuyor. Jinekolog Adam Ostrzenski bu sonuca ölü bir kadın üzerinde yaptıkları inceleme sonucunda vardıklarını söyledi. Florida'daki St. Petersburg Psikoloji Enstitüsü'nden Dr. Ostrzenski "Bu çalışma anatomik olarak . Devamı
o kalemini çapkınlık için kullanan gazetecileri (!) diye ısrar edince Demirel, “Gazetelerde çalışmıyorlar, sanal alemde hepsi” dedi, ama yine isim vermedi. Hafızam beni yanıltmıyorsa hayatımda ilk kez ayaküstü de olsa sohbet ettiğim Demirel’i, o isimleri açıklaması için biraz daha sıkıştıracaktım ki şarkıcı Çelik geldi. Oğluyla alışverişe çıkan Çelik’le selamlaşıp, ayaküstü sohbet edince mecburen konu değişti.
Ancak bu tür konularda fikrim sabit benim.
Hiçbir kötülük yapanın yanında kalmamalı. O yüzden Demirel, o isimleri açıklamalı. Devamı
yemeğin neşesinin artmasına neden oldu..
Yılmaz Ulusoy bu tür geceleri sık sık yapacaklarını dostları ile bir arada olmak tan ve sohbet etmekten çok büyük mutluluk duyduğunu belirtti..
Kendini çok iyi hissettiğini söyleyen Kadir inanır, gece alkol almadı, çok yakında tekrar kamera karşısında olacağının müjdesini verdi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Türkiye’de yazdıklarından dolayı sadece birkaç gazeteci cezaevinde” demiş. Oysa yaz(a)madıkları şeyler sayesinde dışarıda olan yüzlerce gazeteci var!
Gani Yıldız
DELİ İBRAHİM'İN TORUNU VOLKAN
"MASKELERİ DÜŞÜRMEYE GELDİM..."
1986 yılının sonlarıydı sanırım.. Vedat Yıldırımbora aradı."Sana müthiş bir ses dinleteceğim bakalım tanıyabilicek misin?" dedi. Yanlış hatırlamıyorsam şarkının adı "Bulursun Beni" idi. Söyleyen ise Sibel Can.. Haftalık dergilerde haber sıkıntısı pek çekilmez ancak haberlerin daha özenli olmasına dikkat edilir. Küçük yaşında oryantal olarak tanıdığımız Sibel Can'ın şarkıcı olarak performansını dinlemek için atladım gittim Tünel'deki stüdyoya. Ünlü müzisyen Yıldırımbora'nın dediği kadar vardı. Sibel Can'ın sesi, yorumu ve stüdyo ortamında bile olsa mikrofona hakimiyeti muhteşemdi. Tabii sonrasında Kervan Plak'la yapılan anlaşmalar, sahne çalışmaları ve aradan geçen 25 yıl… Gazeteci- sanatçı olarak birlikte çok çalıştık. Bir ara aynı şirkette de birlikte olduk… Mütevaziliğin, sabrın, hoşgörünün ünlü bir sanatçının üzerine nasıl bu kadar yakıştığını Sibel Can'da gördüm dersem yeridir.
Minik şımarıklıklarını bile karşısındaki insanlara kıvrak bir zeka ile nasıl kabul ettirdiğini yine Sibel Can da gördüm. Kuşkusuz yazılacak çok şey var ancak söz konusu son çıkan albümü "Meşk" olunca fazla söze gerek yok… Alın dinleyin…
ARAYIN SICAKSICAK KAPINIZA GELSİN
Akalın ile paralı karı dediği için mahkemelik olduğu Ece Erken'in barışmasına şaşırmadığını söyleyen Güvendik'e tepki gösteren Akalın twitter hesabına önce "Ben birdenbire bitirmem arkadaşlığımı arkamdan beddua eden kadınla ne arkadaş olacağım. Pehhh! Bırak adımı anmayı yeter!" ardından da Hande Yener’in güzel bir lafı var. S. G." şeklinde bir tweet yazdı. Akalın’ın ardından beddua etmediğini belirten Elif Güvendik ise "ALLAH bizi kotu kalpli mutsuz insanlardan
"ERKEK DEDİĞİN KADININ HESABINI ÖDER"
Amerikalı seksi model Kate Upton, henüz 18 yaşında olmasına rağmen moda dünyasının en çok aranılan ismi olmayı başardı. Genç model, son olarak yer aldığı bikini defilesinde tüm dikkatleri üzerinde topladı.Sports Illustrated dergisinin bikini özel sayısına verdiği pozlar sayesinde yıldızı parlayan 18 yaşındaki model Kate Upton, moda devlerini peşinden koşturuyor.
Baban olmasa seni kim tanır, bu kadar takipçin nasıl olurdu" eleştrilerine çok sinirlenen Buse Terim, şunları yazdı "Ben üniversitesi mezunu, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan, kendi işinin başında duran ve parasını kazanmaya çalışan biriyim. İşim nedir diye sorarsanızda? Stil danışmanı, blog yazarı, ve Buse Terim markasının sahibiyim. Daha 21 yaşında yolun başındayım. Tanımayanlar tanıştığımıza çok memnun oldum. Ailemin, babamın, annemin hakkını yıllarca ödeyemem. Onların bana sağladığı imkanlar sayesinde bu eğitimi gerçeklestirebildim. Ama başım dik her gün şükrederek kendimi yenilemeye, ve daha iyi şeyler yapmaya
BÜŞRA PEKİN MUHTEŞEM YÜZYIL'DA
Nedense Alman usulü ödeme şekli beni hep utandırır. O yüzden de yapmam. Ayrıca Türk usulü varken niye Alman usulü yahu...Bu Alman usulü hesap ödeme sisteminde bir de masadakilerin biri ERKEK biri BAYANSA bayanın cüzdanını çıkarıp ERKEĞE PARA VERMESİ hayatımda gördüğüm en kötü manzara. GÜL GİBİ Türk usulü dururken ERKEK DEDİĞİN KADININ HESABINI ÖDER. Peki ya şu bahsettiğim kalabalık hanımlara ne demeli? İşte bu şık, asil, görgülü hanımları ALMAN usulü hesap öderken görmelisiniz. Hepsi marka cüzdanlarını çıkarıyor aynı anda kimi kredi kartını; kimileri nakit parasını çıkarıyor. İşte ALMAN usulünün gazabı burada başlıyor. Masanın tepesinde garson elinde makine sırayla kartları o makinaya sokup çıkarıyor. Her kafadan ayrı ses çıkıyor; çünkü iş kart vermekle
bitmiyor daha bunun bahşişi var… Eee bu durumda bahşişi de ortak, pardon ALMAN usulü ödemek lazım. Lazım da bu sefer bahşiş oluyor sana ödenen hesap kadar. Dolayısıyla birilerinin cömertlik ya da kahramanlık ya da gösteriş yapması lazım artık ne dersiniz bilmem! İşte o an bir gürültü başlıyor ki anlatamam! Herkes aaaaa ben vereyim hayatım bozuğum var; veya tatlıııııım olmaz ben çıkardım bile; ya da ben verdim bile veya durun ayol ben kapıda vereceğim bozdurmam lazım durumu uzadıkça uzar uzar da… Nasıl göründüklerini bir bilseniz dışarıdan... Biri ne olduğunu bilmese mahalle kavgası var sanır.
Neymiş ALMAN usulüymüş. İnsanda ne asalet bırakıyor ne KİBARLIK.
"ÜNLÜ OLAN BENİM, KIZIM DEĞİL..."
HABER KAYNAKLARI NELERDİR
YEDİ YIL SONRA GELEN ALBÜM
İlk günkü enerjisini taşıyan sanatçı, iki yıl boyunca hazırlık aşamasında olduğu yeni albümünü tamamladı. Sanatçının “NUR ERTÜRK 2012” ismini verdiği 9. albümü, Türkiye’nin yeni yükselen değeri Elite Müzik Yapım etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı. 8 parçadan oluşan, farklı alt yapılarla hazırlanan albüm, anonim türkülerin yanı sıra halk müziğine yeni bir bakış açısı getiriyor. Nur Ertürk, “Halk müziğinde gerçekten ilk defa dekolte ya da straplez bir elbise giyen tek halk müziği sanatçısı bendim. " dedi
Televizyonda kadın kuşağı formatlarının başlamasında öncü oldum. Sonra başka kadın kuşak programları yapan arkadaşlarım tarafından da taklit edilmem benim için ayrı bir gurur. İlklerin kadını olmayı sürdüreceğim. Bu yaz yapacak çok işimiz var” diyerek heyecanını paylaşıyor.
Twitter'da bugün Trending Topic olan konuların arasında ikinci sırada "erkekdediğin" başlıklı bir konu var. Pek çok kişiden bu konuya ilişkin ilginç yanıtlar geldi.
Bazıları, "Erkek dedigin alışverişi sevmese de seviyor gibi yapabilmeli. Mızmızlanmamalı", "Erkek dedigin yemekleri yapar üstüne bulaşık yıkar onun üstüne de meyve hazırlar", "Erkek dedigin Necati Şaşmaz gibi.. Devamı
olacak arkadaşım. Hem karakteri saglam hemde su gibi vesselam" gibi cümleler kurarken Gülben Ergen'den de bu konuyla ilgili bir yorum geldi.Ergen'in yorumu şöyle oldu: "Erkek dedigin önce insan olur, erkek dedigin adam olur, erkek dedigin ağlayabilir, erkek dedigin en son erkek olur"
Can Yücel'e sorarlar: - efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları?
Can baba: - bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu..
- peki sizinki ne tarafta ?
- ileride daima ileride
Bir gün tv kanallarıdan birinde canlı yayında konuk Duygu Asena şair Nazım Hikmet için 'o kartpostal şairidir' demiş. Can baba telefonla programa bağlanmış selam bile vermeden 'Duygu hanım kart sizsiniz postal da size girsin' demiş ve telefonu kapatmış...
ŞARKICI OLACAKTI KARGO PATRONU OLDU
Türkiye'nin önde gelen taşımacılık şirketi Aras Kargo'nun patronu Evrim Aras, hayalindeki şarkıcı ve savaş muhabirliğini yapamadan şirketin başına geçti.
Gerçek hayatta da aynısı yaşanmıyor mu...Fatmagül zorla gerdeğe girdi.. Kerim bunun farkında... Fatmagül Mustafa'nın öldüğünü bilse Kerem'le birlikte olur muydu. Kerim hormonlarını dizginleseydi ve biraz daha bekleseydi... Bütün bunlar tartışılır kuşkusuz. Ancak her ne kadar devşirilmiş bile olsa Vedat Türkali'nin bu hikayesi yurdumun acı bir gerçeğidir. Editör
İlk albümü "Şahaser"le müzik sektörüne hızlı bir giriş yapan Seda Önder, dün Arnavutköy Eftelya Balıkçısı’nda düzenlenen gecede albümünü tanıttı... Albüm tanıtımının gizemli ama çok önemli bir konuğu vardı Sesi kadar güzelliği ile de dikkat çeken, adını Demet Akalın'ın vokalisti olarak duyuran, kısa bir süre de Alişan'la yaşadığı aşk ile magazin gündemini meşgul eden Seda Önder'i bu özel gecede bir çok radyocu ve basın mensubu yalnız bırakmadı.
"15 MİLYON BAĞIŞLAYACAĞIM."
Bugüne kadar mal varlığı ve nereye bağışta bulunacağı konusunda hiçbir açıklamada bulunmayan Dursunoğlu, bu konuda şunları söyledi: “40 yıldır çalışıyorum… 40 yıllık birikimimi bildiğiniz gibi Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfına bağışlayacağımı açıklamıştım. Ancak bir şey oldu ve bundan vazgeçtim. Vakıf yetkilileri bir gün beni aradı ve Alâeddin Yavaşça için bir gece düzenlediklerini, o geceyi sunmamı istediler.
Bunun karşılığında da bana bir şilt vereceklerini belirttiler. Sonra düşündüm… Ben de bir sanatçıyım. Neden bana bir gece yapılıp da şilt verilmiyor Devamı
"ALİ AĞAOĞLU'NUN 'SIR' RI NE ?..."
Minik şımarıklıklarını bile karşısındaki insanlara kıvrak bir zeka ile nasıl kabul ettirdiğini yine Sibel Can da gördüm. Kuşkusuz yazılacak çok şey var ancak söz konusu son çıkan albümü "Meşk" olunca fazla söze gerek yok… Alın dinleyin.. Fotoğrafları photoshoplu imiş falan diyenlere de kulak asmayın. Sadece Sibel Can'ı dinleyin o kadar.. Editör
BÜLENT ERSOY'UN YALNIZLIĞI...
Uzun süredir Bülent Ersoy’un katıldığı televizyon programlarını, özellikle de yaptığı telefon bağlantılarını dikkatle izliyorum. Bülent Ersoy’daki ‘duygusallaşma’ ve hatta ‘kendini koy verme’ hali ilgimi çekti. Kameralar karşısında yine ölçülü olmaya çalışıyor. Hiçbirimizin tam olarak anlayamadığı; bence adı ‘Bülent Ersoy’ca’ olan dili kullanarak karşısındakini nezaketiyle ‘dövüyor’. Ama neşeli gözüktüğünde dahi; dokunsanız ağlayacak gibi... Petek Dinçöz için “Kızım olsaydı Petek gibi olurdu” diyor; Saba Tümer’in programında Sibel Can’ın kızının.. Devamı
annesi için hazırladığı sürprizi görünce ağlayarak telefona sarılıyor ve programa bağlanıyor. Bunca yıl zirvede kalmak için birilerinin canını yaktı mı bilemem. Ama kendisinin de canı çok yandı. Türkiye gibi bir ülkede Bülent Ersoy gibi bir karakterin zirvede kalmak için ödediği bedel; aldığı duygusal hasar tahmininizin çok ötesinde olabilir.
En son, geçen cuma akşamı damgasını vurduğu Beyaz Show’u baştan sona izleyince bunu daha net gördüm. Öncelikle, Beyazıt Öztürk’ü gösterdiği televizyonculuk başarısı için tebrik etmek isterim. Ersoy, stüdyoya kurulan tahtında canlı bomba gibi otururken ve ne zaman ne patlatacağı belirsiz bir haldeyken canlı yayın idare etmek kolay değildi.
O kadar kilitlenmişti ki Beyaz; bir ara Bülent Ersoy “Bu programa katılmak bir onördür efendim” gibi bir şey söyledi. Beyaz; “Evet onördür” diye cevap verdi.
O gün Beyaz Show stüdyolarında bulunan seyirciler dahil herkes kraliçe arıyı memnun etmek için çabaladı durdu. Saygıdan mı, korkudan mı bilemem.
Bildiğim şu; Bülent Ersoy yıllar ilerledikçe; asla anne olamayacağı ve etrafında saygı gösterir gibi görünen o kalabalığın içinde aslında ne kadar yalnız olduğu gerçeğiyle daha sert biçimde yüzleşiyor. Biliyor ki daha çok yaş alınca, ‘gerçekten’ yalnız kalacak. Duygusallığı Devamı
Son yıllarda yer aldığı projelerdeki başarısıyla adından sıklıkla bahsettiren Büşra Pekin, "Muhteşem Yüzyıl" dizisinin bu hafta ekranlara gelecek olan yeni bölümüne konuk oluyor. Eski saraydan kumaş satmak için gelen ama asıl amacı Hürrem Sultan'a haber getirmek olan Şirin Hatun karakteri için kamera karşısına geçen Büşra Pekin, "Muhteşem Yüzyıl dizisi rejisi, senaryosu, ye konuştuDevamı
Defileye katılan mankenler arasında Sevda Demirel, Oryantal Dora,Taverna sanatçısı Anastasya ve Cansu Taşkın’da vardı. Defilenin organizasyonu da üstlenen Melek Yargıcı da aynı zamanda podyumda elbiselerden bir kısmını taşıdı… Gecenin seçkin konukları arasında Ahmet Selçuk İlkan,Yeşilçam’ın “Gamzeli güzeli” Bahar Öztan, jaz müziğinin duayeni İlham Gencer, mimar Ahmet Vefik Alp ve daha birçok özel misafir Ülkü-Der Derneği’nin yemeğinde hazır bulundular.
Gecede bir konuşma yapan Ülkü Hanım’ın eşi Öke Bey dernek çalışmalarının bundan sonra İzmir’de devam edeceğini, İstanbul’daki merkezi ise kapatacaklarını belirtti.
Geceye gelen misafirler ellerinde bayraklarla marşlar söyleyerek geç saatlere kadar eğlendile
Devlet memuru, asker bir babanın çocuğuyum. İki ablam var, biri ziraat diğeri elektrik mühendisi. Babam da zamanında ezber bozmuş. Çiftçi bir ailenin çocuğu ama kaçıp askeri okul sınavlarına girmiş. Yoksa köyde kalsa, çiftçi olarak kalacaktı. Biz de hayatımızın çizgisini değiştirdik, mecburduk. Bir eli yağda bir eli balda olanın azmi olmaz, başarması zordur. 80'li yıllarda sobalı bir evdeydik Bahçelievler'de. Televizyon yeni çıkmıştı, konu komşu bize gelirdi. Elazığlıyız, ne kadar akraba varsa gelirdi. Ev daima kalabalıktı, otel gibiydi. O kalabalıkta ders çalışabilirdim. Kalabalıktan etkilenmezdim.
İbrahim Tatlıses'le alakalı fikirlerim değişmedi. Marka hataları yaptılar, o haliyle ortaya çıkmayacaktı. Grip geçirmedi, kayakta ayağını kırmadı. Belki yüzde yüz iyileşemeyecek. Ajite ederek, acıma duygusunu kaşıyarak ortaya çıkmayacaktı. Gücü temsil eden bir adam, iş hayatında önemli biri. Tedavi daha yıllarca sürebilir.
Cezaevinin koşullarının ehvenişer, mutfağının hijyenik,
Amanos Dağları’nda göreve giden jandarma özel harekât timindeki İskenderun
Her ülkenin ordusu vahim hatalar yapabilir. Nitekim yapmıştır da...
Yaşananlara itiraz ediyoruz diye, adımız muhalife çıktı diye ortaya atılan her
“Kameraların çıkmaması gereken bir yerde benden izin almadan çocuğumla röportaj yapıp sonra bunu yayınlayan Kanal D’yi kınıyorum. Kızımı ekranda görünce delirdim. Ben kızını zaten
www.sevancamlica.com 2009 - 2012
İşadamı Ali Ağaoğlu’nun 3 değil, 4 çocuğu olduğu ortaya çıktı. Ağaoğlu’nun, B.K. adlı bir kadından, 8 yaşında E.İ. Ağaoğlu isminde bir erkek çocuğu daha bulunuyor. Ağaoğlu 4’üncü çocuğunu, 2005 yılında mahkeme kararıyla kabul etmek zorunda kaldı. Başbakan Erdoğan’a Çin gezisi sırasında 3 çocuk sahibi olduğunu söylediğini anlatan işadamı Ali Ağaoğlu’nun, 3 değil, 4 çocuk babası olduğu ortaya çıktı. Her yerde “3 çocuğum var” diyen Ağaoğlu’nun gizlediği 4’üncü çocuğununsa, Burcu K. ile olan beraberliğinden 2004’te doğduğu ve erkek çocuğuna E.İ. isminin verildiği ortaya çıktı. Genç kadın, 2005 yılında Kadıköy 2. Aile Mahkemesi’nde açtığı ‘babalık davası’yla oğlu E.İ.’yi, Ali Ağaoğlu’nun nüfusuna kaydettirmeyi başardı. Halen özel bir okulda öğrenci
olan 4’üncü çocuğunu sır gibi saklayan Ağaoğlu, nikâhlı eşi Semra Ağaoğlu’ndan Sena (19) ve Alican (26), “Hayat arkadaşım” dediği Ayten Alpar’dan ise 6 yaşında Mert Habertürk Devamı
egemen zihniyeti eleştirmenin, rahatsız etmenin, incitmenin yol açacağı muazzam bedel...
Diğer tarafta iktidar ve iktidar çevresinin her gün hedef tahtası haline getirdiği çevrelerden tepki alarak, o tepkiler nedeniyle iktidar çevrelerinin gözüne girerek ve hatta inceden “mağdur” pozisyonuna yerleşerek ödenen bedel...
Bu ikisi hiç kıyas kabul eder mi?
MÜTHİŞ BİR ŞEY BAŞARDILAR...
Onlar müthiş bir şey başardılar. “Olmaz” denileni oldurdular. Bileklerinin hakkıyla… Hepimizin onları ayakta alkışlaması gerekiyor. Avuçlarımız patlayıncaya kadar. Hepsi de inanılmaz kadınlar… Birbirinden zeki, esprili, çalışkan, modern, yetenekli, fedakâr, sabırlı… Bir de güzeller… Onlarınki voleybola adanmış bir hayat… Hepsi Türkiye’nin en iyi takımlarında birbirlerinin rakibi ama Milli Takım’da tek yürek oluyorlar. Aynı kuşağın pırıl pırıl sporcuları… Bir de kadınlar… Asla sahaya makyajsız çıkmıyorlar. Tırnaklarından ay-yıldızlı ojeyi eksik etmiyorlar. Futbolcular ve basketbolcular kadar olmasa Devamı
gerisi laf-ı güzaf” diyen milletvekili de var, “Başbakan’ın konuştuğu yerde bizim konuşmamız olur mu, o ne derse o” diyen bakan da var, “Başbakan uçurumdan atlarsa, biz de atlarız, Türk töresinde
DİVA'DAN YAYINLANMAMIŞ ŞARKILAR
Rahmetli Yavuz (Asöcal) ağabeyin aynı adı taşıyan oğlu Yavuz önemli işlere imza atıyor. Türk Müziğinin gerçek divası Müzeyyen Senar'ın "Yayınlanmamış şarkılarını çıkarıyor, sınırlı sayıda… Cd olarak değil sadece.. 33'lik plak versiyonu ile müzikseverlerin beğenisine sunuyor… Kuşkusuz bunlar Yavuz Asöcal gibi bir babanın, ölümünden sonra işleri devralan iyi eğitim almış oğlunun hanesine yazılacak artılardır. Belki çok para kazandırmayacaktır bu yapımlar.. Ne var ki yıllar önce basit, sıradan yapımlarla milyonlar satarak bu sektöre yatırım yapmayan, çivi bile çakmayan "Amcalarına", "ağabeylerine " kapak olacaktır oğul Yavuz Asöcal'ın yaptıkları. Türk Müziği ve Müzeyyen Senar sevenlerindenseniz, arşiv merakınız varsa bu plak ve Cd'lerden mutlaka edinin. Bu yapımların ilk kez yayınlanması, sunuş biçimi, ayrıntılara önem verilmesi ile de ayrı bir özelliği var. Tabii ki Zeki Müren ve Cem Karaca'nın plak ve CD'lerinin de çıktığını söylemekte fayda var. Editör
Müzeyyen Senar'ı ilk kez çocukluk yıllarımda babamdan dinledim. Ankara Radyosu'nda ona eşlik ettiğini söylerdi. Hatta gizliden gizliye aşık olduğunu da söylerdi. O gündür Gerçek divanın muhteşem sesi hiç kulaklarımdan gitmedi.. Editör
Kimi insan, küçüklüğünde hayal ettiklerine büyüdüğünde şartlar değiştiği için ulaşamaz. Evrim Aras için de öyle oldu. O, belki babası Celal Aras en verimli çağında vefat etmeseydi, bugün başka alanlarda boy gösterecekti. Kim bilir belki ünlü bir şarkıcı sanatçı veya ünlü bir savaş muhabiri olacaktı.
Oysa, iki çocuklu Aras Ailesi'nin en büyük çocuğu olarak henüz 28 yaşında iken babası öldü. O da hayallerini bir kenara bırakıp 10 bin kişilik çalışanı olan aile şirketi Aras Kargo'nun başına geçti. Kargoda ülkemizde bir ilki başardı ve erkek egemen sektörün "tek kadın patronu" oldu. Annesi Meral Aras ve erkek kardeşi Baran Aras ile babasının yolunda yürümeye devam etti.
Doğruyu söylemek gerekirse ben sanatçı, yani "şarkıcı" olmak istiyordum. Ankara'da Devlet konservatuar sınavlarını kazanmıştım. Babama da şarkıcı olmak istediğimi söyledim. "Ne şarkıcı mı olacaksın?" diye karşı çıktı. Bunun üzerine liseye devam ettim. Şarkıcı olmaktan vazgeçtim ama bu kez de gazeteci olmaya heveslendim. Babama, "Ben savaş muhabiri olmayı hedefliyorum" deyince, Perihan Çakıroğlu Devamı
"tamam" dedi. Bilgi Üniversitesi'nin Medya ve İletişim Bölümü'ne girdim. Okulu bitirince de bir televizyon kanalında 3 ay stajyer olarak çalıştım. Daha sonra -babam vefat etti ve bu arzumu yerine getiremedim. Şirketin başına geçtim.
kostümleri ve dekoruyla ülkemizde çok önemli bir yere sahip. zaten severek izlediğim bu diziye konuk olmak heyecan vericiydi. Oyuncular Muhteşem Yüzyıl gibi iyi kurulmuş, büyülü dünyalara girmeye Devamı
Defileye katılan mankenler arasında Sevda Demirel, Oryantal Dora,Taverna sanatçısı Anastasya ve Cansu Taşkın’da vardı. Defilenin organizasyonu da üstlenen Melek Yargıcı da aynı zamanda podyumda elbiselerden bir kısmını taşıdı… Gecenin seçkin konukları arasında Ahmet Selçuk İlkan,Yeşilçam’ın “Gamzeli güzeli” Bahar Öztan, jaz müziğinin duayeni İlham Gencer, mimar Ahmet Vefik Alp ve daha birçok özel misafir Ülkü-Der Derneği’nin yemeğinde hazır bulundular.
Gecede bir konuşma yapan Ülkü Hanım’ın eşi Öke Bey dernek çalışmalarının bundan sonra İzmir’de devam edeceğini, İstanbul’daki merkezi ise kapatacaklarını belirtti.
Geceye gelen misafirler ellerinde bayraklarla marşlar söyleyerek geç saatlere kadar eğlendile
İskenderPaydaş; müzik yolculuğuna başladığı yıllardan bu yana besteci , aranjör veprodüktör olarak imza attğı " Bu Aşk Fazla Sana", " Batsın BuDünya", " Kar Beyaz", "Tavla" , Arapsaçı gibi enbilindik sarkılarını alışılan formlarının dışında yeniden aranje ederekgelecegin sound’ unu yakaladığı "Zamansiz Şarkılar" ı Bodrum’un en prestijli club’lerinden Marina Yacht Club sahnesine taşıyor...
bitmiyor daha bunun bahşişi var… Eee bu durumda bahşişi de ortak, pardon ALMAN usulü ödemek lazım. Lazım da bu sefer bahşiş oluyor sana ödenen hesap kadar. Dolayısıyla birilerinin cömertlik ya da kahramanlık ya da gösteriş yapması lazım artık ne dersiniz bilmem! İşte o an bir gürültü başlıyor ki anlatamam! Devamı
Herkes aaaaa ben vereyim hayatım bozuğum var; veya tatlıııııım olmaz ben çıkardım bile; ya da ben verdim bile veya durun ayol ben kapıda vereceğim bozdurmam lazım durumu uzadıkça uzar uzar da… Nasıl göründüklerini bir bilseniz dışarıdan... Biri ne olduğunu bilmese mahalle kavgası var sanır.
ZEYNEP KÖSE SPORA FENERBAHÇE' DE BAŞLADI...